09 Ekim 2006

Doğu'da Öğrenci Olmak

Aylar önce ''Doğu'da Öğrenci Olmak '' başlıklı yazımı yayınlamıştınız.Kıyafet yardımında bir milat olmuştu bu olay.Halen çalıştığım Van ilinde İstasyon İlköğretim başta olmak üzere 700-800 öğrenciye ayakkabı mont vs. temin edebilmiştik.Bu çevremizde unutulmaz duygu halkaları oluşturdu.İnanır mısınız aryık ruhum sadece çocukların tebessümleriyle beslenir hale gelmiş.Onlar için bir şeyler yapmak istiyorum.Rüyalarımın başkahramanları her zaman onlar oluyor.Bu isteğim beni aynı duygu ve düşünceleri paylaşan bir grup değerli insanla tanıştırdı: VAN ÖĞRETMENER DERNEĞİ.

Van Öğretmenler Derneği valiliğin desteğiyle ilçelerden öğrenci getirip oks'ye hazırlıyor.Geçen sene 223 öğrenci kazandırdı.İşte bu oluşumda bana bu kursun rehberliğini verdiler.İlk görevim de hayırsever ve çağdaş düşünceli aydın görüşlü bir nesil yetiştirmek isteyen vatandaşlarımızın kapısını çalıp OKS hazırlık az kullanılmış ya da kullanılmamış kitaplar temin etmek.

Tüm içtenliğimle merhaba!

Bir öğretmen olarak mesleğimle hem gurur duyuyor hem de acaba layığıyla vazifelerimi yerine getirebiliyor muyum diye dehşete kapılıyorum.

Aydın'da üniversite öğrencisiyken bir gece Efeler Karakolunda görev yapan bir hemşerimi ziyaret etmiştim.Birkaç çocuk getirmişlerdi hırsızlık suçundan. O an polis abi bana bütün beyin damarlarımı zonklatacak bir şey söyledi:''Hoca!Sizin yetiştiremediklerinizi biz yakalıyoruz.''Muhatabım farkında olarak ya da olmayarak bana bir vizyon kazandırdı.Artık öğretmenliği salt ders anlatımından ibaret bir meslek olarak görmüyordum.

Zaman zaman bu düşüncemi pekiştiren olaylarla karşılaşmaya devam ettim.En çarpıcısını anlatayım: Saat 23:00'te misafirlikten dönerken yüzü maskeli birkaç genç yanımızdan geçti.Karşı kaldırımda bir otobüs yazıhanesinin camını kırarak içeri molotof kokteyli attılar. Olay polise intikal etti.Bu soğukkanlılıkla gerçekleştirilen olayın failleri lise çağlarında çocuklardı. Bizim yetiştiremediğimiz çocuklar.

Bir hapishane gezisinde bir öğretmene sarılan genç: ''Ben sizin öğrencinizdim .Beni hatırladınız mı ? diye sormuştu. Bu manzaralar da gösteriyor ki Türkiye'nin geleceğini bizim elimizden geçen öğrenciler şekillendirecek.Biz onlara ne şekil verebilirsek geleceğin rengi de o olacak.

Bence bir öğretmenin vazifesi ders haricinde şunlar da olmalı:Çocuklara millî ve manevî değerleri koruma konusunda çelik bir irade kazandırmak,onları ağlayan ufak bir çocukla oturup içlenebilecek kadar yufka bir yürek sahibi kılmak,iyilik yapmayı hayatlarındaki en büyük zevk haline dönüştürmek,küçük bir çiçeği dahi koparamayacak kadar büyük bir vicdanî muhasebe yeteneği kazandırmak.İşte o zaman onlar da sizler gibi olacak ve başka insanlara umut verecekler.

İşte bu düşünceler yıllarca zihnimi yaktı kavurdu.Ve nihayet bu sorunlara merhem olabilecek bir kurumla tanıştım:Van öğretmenler Derneği. Beni eğitim odaklı bir projeye dahil ettiler.

Bu sene kasaba ve köylerden toplayacakları fakir ama okumaya hevesli öğrencileri dershane sistemiyle OKS'ye hazırlayacaklar.Bu faaliyeti geçen sene de yaptılar.Radikal Gazetesi'ne CNN Türk'ün Gece Bakışı adlı programına da yansıyan bu faaliyetleri sonucunda223 öğrenci hayallerine kavuştu.

Bu faaliyet, yerel ama yanlış eğilimlere de engel olabilecek bir güzellik.Bu kardeşinizin de ismi bu projenin kıyısında köşesinde geçiyor.Gelelim benim bu dernek dolaylı olarak da öğrenciler için düzenlemek istediğim güzel projeme.Türkiye'de örneğini duymadığım görmediğim bir şey yapmak istiyorum.OKS hazırlık kitaplarından oluşmuş dev bir kütüphane.Özellikle örnek olması açısından 2004-2006 yılları arasında basılmış fazla yıpranmamış kitaplar istiyorum.Şimdilik bu kursa destek olacak bu kütüphane gayretlerinizle ve isimlerinizle büyürse tüm Van'a can ,kan, hava, su olacak. Bunu istiyorum.Masada garsondan su isteme edasıyla değil çölde ciğeri kavrulmuş Mecnun'un çatlayan dudaklarıyla istiyorum.Binlerce çatlamış dudak adına istiyorum.Hatta diliyor ve dileniyorum.

Kardeşiniz Erdoğan.

Erdoğan BARIŞ GSM: 05058625762
MSN: kitapyardimi@hotmail.com
WEB SİTESİ: www.kitapyardimi.com

Kargo Adresi: Erdoğan BARIŞ
Cumhuriyet CaddesiHacı Osman Camii Karşısı
Değer İş Merkezi Kat:4
VAN ÖĞRETMENLER DERNEĞİ, VAN

İnternette gezinirken rastladım

İnternette gezinirken rastladım sayfanıza ve çok başarılı buluyorum yaptıklarınızı bizimle böyle şeyleri paylastığınız için site yöneticilerine çalışanlara emeği gecen herkese teşekkür ediyorum. Benim merak ettiğim bir dergi aboneliğiniz varmı yani evlere falan ulaştırabiliyomusunuz bu dergiyi yoksa sadece internet ortamındamı cevap verirseniz sevinirim.Başarılarınızın devamını yürekten diliyorum iyi çalışmalar.

Göksu Tunç

Bir suredir takip ettiğim

Bir süredir takip ettiğim, derginizi okumaktan çok keyif almaktayım. Özellikle Editör ve Yazar arkadaşlarım diyeceğim, onlar beni tanımasa da ben onları yüreklerindeki coşku ile karşılık beklemeden yazdıkları yazıları ile tanımaktan çok mutlu oldum çünkü, her biri beni daha çok etkiledi ve bu satırları yazmak için harekete geçirdi.

Yeni Çağ, taşıdığı enerji ile İnsanlığı hızla, Başka Bir Dünyaya sürüklemekte. Bu sürüklenişe direnmeye çabalayanlar bir yanda türlü sıkıntılarla boğuşurken, diğer yanda bu süreçten nimetlenmek isteyen birçok kişi menfi arzularını tatmin etmek için aralıksız çalışıyorlar.

Biliniyor ki, Yeni Çağ enerjisi İnsanlarda binlerce yıldır birikmiş bütün sınırlı düşünceleri, tabuları, ve saplantıları kırmaktadır. İnsanlar , "Neden?" diye sormaktadırlar içten içe. Zamanla bu soru bilinçli sorulacak her şuurda.

Bu; yücelen , yükselen , mucizelere eşlik eden yaşamların doğuş zamanıdır. Aynı zamanda yitip giden yaşamların.
İnsanların , yaşamakta olduklarını anlayan, onlara bu süreçde "Yargılamadan" eşlik edecek , Küresel Güvenlik Çemberinin'in içsel bir halkası olacak, İndigo Dergisi gibi yayımlara çok ihtiyaçları vardır.

Emeği geçen her arkadaşımıza Sınırsız Başarılar dilerim.
Saygılarımla.

Tolga Filik

08 Mayıs 2006

ışıkla merhaba...

Derginizin varlığını az önce öğrendim ve eski bir dosta kavuşmuş gibi sevindim. Yaşamın dümdüzmüş gibi görünen çizgisi üzerinde yürürken, varlığımın ve varolmanın farkındalığına ulaşma çabalarım beni çok farklı bir hayat yoluna taşıdı. İçinde bulunduğum dünyasal koşullar epeyce sıkıntılı ve indigo olduğuna emin olduğum bir oğlum var. Benim ve oğlumun hikayesinin ayrıntıları acılar taşıyor. Onun gerçek amacına ulaşabilmesi için gösterdiğim çaba bazen beni tüketse de usanmadan yola devam ediyorum ve bu dergiyle yapmaya çalıştığınız şey için sizi kutluyorum...

Nesrin Dabağlar

23 Mart 2006

Türkiye Uğurböcekleri'nden

Merabalar,
Bir arkadasım sayesinde derginizden haberdar oldum. Biz de Turkiye Ugurbocekleri Projesiyiz ve bizim projemizde bir sosyal sorumluluk projesi. Gonullu universite genclerini kendi bunyemizde egitip daha sonra da onlardan yurt sevgisi, durustluk ,girisimcilik ve mucadele ruhunu asılayan seminerler vermelerini istiyoruz. Tum seminerlerimiz ucretsiz ve gonulluluk esasına dayanır. Amacımız içlerinde kıvılcım bulunan ama bir sekilde bilgiye ulasamayanlara bilgi ulastırmak. Size web sayfamızın adresini veriyorum incelerseniz sevinirim.
Tesekkurler

Gokce Kulacoglu
Turkiye Ugurbocekleri Yonetim Kurulu Baskani _2006
www.ugurbocekleri.org

Bir Eğitimciden

Sevgili İndigo dergisi yetkilisi;
Bir okul öncesi eğitim kurumu kurucusu olarak makalelerinizi okudum ve çok etkilendim. eğitimcilerimi ve velilerimi bilgilendirmek adına yazdırmak istedim ama korunaklı olduğu için yapamadım. Bu konuda bana nasıl yardım edersiniz. sizden cevap bekliyorum.

Havva Akpınar

Güneş Tutulması ve İndigo Kids

Derginize tasadüf eseri internette rastladım ve inanın, çok ama çok beğendim. Antalyada düzenlenecek olan Güneş Tutulması Festivali, başka bir deyişle Soulclipse Festivali hakkında acaba bir yazı yazılmış mı diye aradım ve size rastladım. Sadece sizde mevcut elle tutulur bir yazı.Bu festivalde 200'ün üzerinde sahne alacak sanatçılardan birisi de benim. İşte bu yüzdendir ki, IndigoKids'le sürekli irtibat halindeyiz. Sizin de Indigo anlayışınız, zaten derginize şöyle bir göz atmak ile herşeyi ortaya kokuyor.Derginizi cidden çok beğendim. Ben de zamanında tek başıma gönüllü olarak "Dil ve Çeviri" dergisi çıkarmıştım ancak bir süre sonra maddi olarak yetersiz kaldım ve bırakmak zorunda kaldım. Sizin gibi bir ekibin içerisinde yer almayı çok isterim.

Evren Temizkalay

15 Mart 2006

Gölgeler

Adım Önder karaburunda öğretmenim internette fütürist ressamlarla ilgili bilgi ararken gölgelerle ilgili indigo dergisindeki yazınızı gördüm. Düşündüm… gölgeler enerjinin biçim değiştirmesi ile ilgili ateş önce cansızların gölgelerini yaratır.Güneş gibi uzun süre yanarsa sonra canlıların gölgeleri yada ısı etkisiyle, farklı bir biçimde enerjinin harcanma biçimi olan bedenler oluşur.genetik kodlarla ne kadar süre ve nasıl yanacağı belirlenir.bunalım şüphecilik ve korku ki bunlar sorgulayıcılığımızın temelidir evrimsel süreç içinde en vahşi canlıların olduğu ortamdan en zayıf beden yapısıyla, dil yapısı ile gruplar oluşturup en güçlü canlı olarak sıyrılmamızı sağladı.bu günse düşüncelerimizi yönlendiriyor.

Enerjinin hiç olmadığı yer gölgelerin sonsuz olduğu yerdir.enerjinin sonsuz olduğu yerse yaşamın sonsuzluğunda gölgelerin tamamen kaybolduğu yerlerdir. Dolayısı ile yaşam ve ölüm kavramı enerjinin kullanılabilen biçimlerinin sınırsız olmadığı bir ortamda yaşamamızdan kaynaklı, çözülmesi gereken temel problemde bu. ilgili sorgularımız gölgelerle özdeşleştirmemiz aslında enerjiyle özdeşleştirmemizdir.tabi gölgeyi yaratan ışıksa ışıkta enerjinin olduğu yerde varsa!Işığın tanecikler yada dalga olarak yayıldığı söylenir.ya gölge nedir?nasıl yayılır?neleri içerir?enerjinin farklı bir biçimimidir?yoksa tamamen enerjisizlikmidir diye düşünürken gölgeler üzerine düşünen birini bulmak güzel asıl soru şu ışık olmadan gölge olmazda, gölge olmadığında ışık olurmu?nasıl bir mekan tasvir etmeliyiz?gölge modelin ölü bir kopyasıysa taşlar neyin modeli onlarda canlımı?eğer canlılığın başlangıcı ;taştaki elementlerin nükleer tepkimeler yaratacak kadar ısıtılması ve rasgele elektrik akımlarıysa, somut nesnelerin tamamı canlı olarak tanımlanırmı?tanımlanıyorsa ruh kavramı nedir?insanın ölüm korkusunun ürünümü,yada bencilliğimi?

Aladdin’in lambasındaki cin gibi metafizik karakterler ölümsüzdür; ölümsüzlük enerjinin saf ve evrimleşmemiş ilk hali çok yüksek enerjinin tutulduğu bir şeyse gölgesiz olma olasılığı var?sonsuzla;yanan,harcanan her ne kadar çelişsede! enerjinin başka biçimlere sürekli dönüşebilmesi enerjinin sonsuz yada fark edemediğimiz temel bir şeylerin aslında sonsuz olması gerektiğini düşündürüyor gen gibi yada daha temelinde bir şey, gen sarmalla tasvir edildiyse temelindeki şey ne ile tasvir edilir?

Gölgeler bilinenleride ,kötü tarafı bilinmesi gerekenleride saklar. gölgelerin bize gösterdikleri kadarıyla görme duyumuz gelişti.renkleri,derinlikleri,boyutları algıladık. ya ışığın daha duru olduğu gecenin olmadığı çok daha hızlı bir dünyada yaşasaydık derinlik ve renk algılamamız nasıl olurdu?bu algılama gelişimi zihnimizi nasıl bilerdi?zihnimizin gölgesinde kalan neler ortaya çıkardı?gölgeler en kötüleri gizler en kötüyü gizledikçe de,sişmanladıkça da dahada kötüyü gizleme potansiyeline ulaşır.daha da büyür ve sonuçta kendini gizlemenin,olayları gölgede bırakmanın ağırlığı kaldırılamaz ,kişi yada toplum yok olur.kanunlar dışında kısıtlamalar olmayan,çalışana, üretene, yenilikçiye değer veren bir toplumsal yapı ile daha az şey gölgede kalır.ama eve döndüğümüzde ailemize gösterecek bir yaşantımız bile kalmayabilir.o zamanda kendini bulmak,kendini bilmek karmaşası ortaya çıkıyor.gölge bizim gölgemizde olsa bir şeyler gizliyor.ama gariptirki en yaşamsal algı derinlik algılamamızın temelinde de ışık ve gölgenin bir arada olması vardır.bu da karanlık yüzlerin yoğunluğunun aydınlık yüzlerin, yüzün daha fazla ortaya çıkmasının nedeni olduğunu düşündürüyor.güçlü olan her zaman sürükler ışık ve gölgenin insanların kısa yaşamları boyunca insanları hep kendisiyle birlikte sürükleyip sonra bir başka yaşama geçmesi gibi,yada kütle çekimi gibi.

Nietzsche’nin “…gene de gölgeler daha ürkektir insanlardan.”sözü yukardaki benzetmelerim çerçevesinde düşündüğümde gölgelerin cesur olduğunu düşündürüyor nede olsa enerjinin bittiği güneşlerin söndüğü her yerde gölgeler hakim olacak ve bunun için sabırsızlıkla bekliyor gölgeler her sönen ateşte,her biten canda,her sönen yıldızda her şeyi kendine çekmek ister gibi kara delikler gibi bu yüzden içimde derinlerde bir yerde tanışma isteği var gölgelerle ama hangi biçimde olursa olsun.fütürizm en iyi yaklaşma yolu sanırım ve belki başka yollarıda var.İçimde arayacağım.

Okul Öncesi

Merhaba! Ben Zeynep Ünlü Mutlu. İnternette Eric Pearl ile ilgili bir araştırma yaparken sizin 5. sayınızdaki Eric Pearl ile ilgili yazınızı okudum ve derginizle ilk defa bu sayede tanıştım.
Ben Ankara'da özel bir anaokulda çalışan Hacettepe Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü mezunu bir okul öncesi öğretmeniyim. Derginizde çocuk gelişimi ile ilgili bir bölüm olduğunu gördüm. Bilindiği gibi okul öncesi dönem ve bu yaş çocuklarının eğitimi günümüzde çok fazla önem kazanmakta, okul öncesi eğitim kurumları Avrupa ve amerikada yaygın ve kimi yerlerde zorunlu eğitim kurumları halini almışlardır. Ülkemizde halen anaokulu ve okul öncesi dönem ile ilgili yeterli duyarlılık elde edilememiş ve çoğu kimsenin de bu alan ile ilgili farkındalıklarının olmadığını görüyoruz. Derginizde okul öncesi eğitimi ve okul öncesi dönemdeki çocuklar ile ilgili bilgilerin yer alması, bu önemli dönemim tanıtımı açısından çok yararlı olabilir. Bu konuda sizlerle çalışmayı çok isterim.

İyi çalışmalar
Zeynep Ünlü Mutlu

26 Şubat 2006

İNDİGO DERGİSİ | SAYI 06

Online dergimizin Mart sayısı yayında! İndigo Dergisi'nde yayınlanan haberler, röportajlar, köşe yazıları ve makaleler ile ilgili yorumlarınızı, düşüncelerinizi bu platformda paylaşabilirsiniz.

Yorum yazmak için: Sayfanın en üstündeki "BlogThis"e tıklayarak yorum yazabilirsiniz. Lütfen yorumlarınıza adınızı eklemeyi unutmayınız. Yapacağınız katkılar için şimdiden teşekkür ederiz.

İNDİGO DERGİSİ YAZI İŞLERİ